Yöresel tavır, yazıya tam olarak geçirilemeyen ve dinlenerek aktarılan bir bilgidir.
Karadeniz dağarında kısa yay çekişleri, sık vurgular ve hızlı kaydırmalar öne çıkar. Bu ayrım tavrın temelini oluşturur.
Klasik kemençe icrasında ise uzun yay çekişleri ve ölçülü süslemeler tercih edilir. Sesin başlatılma biçimi tavrı belirler.
İki tavır arasındaki fark yalnızca hızda değil, sesin başlatılma biçiminde de görülür.
Karadeniz tavrında sesin başlangıcı belirgindir; klasik icrada ise yumuşak geçişler aranır. Bu fark kulakla ayırt edilir.
Kaynak kayıtlar bu farkları öğrenmenin ana yoludur ve karşılaştırmalı dinlenir. Yoğunlaşma öğrenmeyi hızlandırır.
Öğrenci tek bir tavırda yoğunlaşarak başlar, çünkü ikisi birden karışıklık yaratır. Karışıklık öğrenmeyi yavaşlatır.
Bir tavır yerleştikten sonra diğerine geçmek belirgin biçimde kolaylaşır. Geçiş kademeli olarak yapılır.
Tavır taklit edilerek öğrenilir ancak amaç kopyalamak değildir. Taklit yalnızca ilk aşamadır.
Zamanla öğrenci kendi söyleyişini kurar ve tavır kişisel bir renk kazanır. Bu süreç yıllar içinde olgunlaşır.
Derslerimizde yöresel tavır, seçilmiş kayıtlar dinlenerek ve uygulanarak öğretilir.